Gönderilen bu ulvi, kudsi yardım karşısında kafirlerin kolu kanadı kırıldı. En gözdeleri, ciğerpareleri öldü. Bir avuç müslümana yenik düştüler. Ciğerleri yandı, malları ganimet, yetmiş kişileri esir oldu. Ziyankar olarak döndüler.
Çünkü onlar tam on üç sene müslümanlara eziyet ettiler. Dövdüler, yaktılar, aç susuz bıraktılar. Hapsettiler, akla hayale gelmez işkenceler yaptılar. Resulullah'a nice hakaret ve eziyette bulundular. Muhasara altına aldılar, suikastlar düzenlediler. Müslümanları göçe mecbur ettiler. Mallarını yağmaladılar. Evlerini ele geçirdiler. Göç edenlere işkence edip, ellerinden mallarını, paralarını aldılar. Ellerinden ne geldiyse, akıllarından ne geçtiyse geri bırakmadılar.
Müslümanlara müdafaa veya savaş izni verilmediği için karşılık vermeden bu çileye tam on üç yıl dayandılar, sabrettiler. Hicretten sonra savaş izni geldi. Bedir Savaşı gerçekleşti. Efendimiz'in secdelerde gözyaşıyla yaptığı dualar hürmetine ilahi yardım yetişti, zafer inananların oldu.
Kafirlerin bir kısmını koparıp ayırsın.
لِيَقْطَعَ'Kessin' kelimesi, kesmek, meyveyi dalından koparmak, birbirinden ayırmak; yol kavramı ile birleşince yoldan gidenlere korku salarak, pusu kurarak oradan geçmelerini engellemek; namazla beraber kullanılınca namazı sözle bozmak, menetmek, hakkını almaktan alıkoymak; nehri kayık ile geçmek; iyilik yaparak susturmak; kamçıyla vurmak; delil getirerek galip gelmek; arkadaşlığını kesmek; kuyu suyunun kesilmesi; kuşun göç etmesi; boğazına ip geçirip boğmak; ziyareti terk etmek; gecenin bir kısmı manalarına gelmektedir.
قَطَعَ fiilinin Kuran'daki manaları:
Ağacı kesmek, damarı kesmek, yolu kesmek, ipi kesmek, Allah'ın bitişmesini emrettiği şeyleri koparmak, sevgi bağlarını koparmak, geçmek, eli kesmek, parçalamak, ayırmak, yeryüzünün parçalanması, sosyal birliği bozmak, kalplerin parçalanması, parça, karara varmak, kesintiye uğramak, tükenmek.
Buradaki kata'a fiili, kökünü kazımak, paramparça etmek, mahvetmek anlamındadır. Allahu Teala Bedir günü Müslümanları zafere kavuşturmuş ve melekleri yardıma göndermişti. Böylelikle öldürülmek ve esir edilmek suretiyle küfrün ve şirkin ileri gelenlerinden bir kesim helak olup gitmişti. Bedir günü Kureyş'in başlarından ve ileri gelenlerinden yetmiş kişi öldürülmüş, yetmiş kişi de esir alınmıştı.
اَوْ يَكْبِتَهُمْ Yahut onları zelil etsin
Yahut da Allah bozgun sebebiyle onları rezil etmek, öfkelendirmek için Bedir günü Müslümanlara yardımcı olmuştu. Ki, onları rezil rüsva etsin, hezimet ve öfkeye, üzüntüye gark edip perişan etsin.
كَبْت, hezimete uğratmak ve helak etmek demektir. Bazan kin gütmek ve zelil düşürmek mânâsında kullanılır. Rüsvaylıktan dolayı kalbte vaki olan bir zayıflıktır. كَبَتَهُ "ciğerine isabet ettirdi" manasındadır. Kişinin ciğerine gayz ve öfke dolduğunda veya ciğeri yandığı zaman bu fiil kullanılır.
اَوْ edatı burada tenevvi (nevilendirmek) içindir, tereddüt için değildir. Perişan etmek, alçaltmak, kökünü kazımaya denk bir cezadır.
Hüsran içinde dönüp gitsinler.
خَائب hezimete uğramış, ümitsizlik halini ifade eder. Ye's ile arasındaki fark şudur: Hayb; hüsran vaktinden sonra meydana gelen mahrumiyeti ifade eder. Ye's ise; hem hüsran vaktinden sonra, hem hüsrandan önce meydana gelen ümitsizliği ifade eder. Ye'sin zıddı reca, hayb'ın zıddı zaferdir.
‘Haibin’ kelimesi; zafere ermeden ve bir başarı kazanmadan, isteklerine ulaşamadan dönüp gitmek demektir. Müşrikler Bedir'de isteklerini ele geçiremeden zarar etmiş olarak geri dönmüşlerdi.
Bedir Savaşı'nda Efendimiz bir avuç ufak taş aldı. 'Yüzleri kara ve çirkin olsun' diyerek düüşmanların üzerine attı. Taşların herbiri müşriklerin gölerine ve burun deliklerine isabet ederek onları serseme çevirdi.
Bedir'de müşriklerin yaşadığı farklı bir olay da şöyleydi: Kureyşliler ile Kinane arasında zamanında savaşlar olmuştu. Kinaneliler fırsatı ganimet sayıp baskın yaparlar diye, Kureyş endişe içindeydi.
Kinane reislerinden Süraka b. Malik, bir miktar süvari ile yanlarına gelip, 'Ben de sizinleyim' diyerek cesaret verdi.
Melekler şiddetli bir bora ile yardıma gelince Süraka askerini alıp gitti. Onun ayrılması Kureyş'i telaşa düşürdü.
Savaş bitip, Kureyş Mekke'ye bozgun yemiş halde dönünce, 'Yenilmemize Süraka'nın ayrılıp gitmesi sebep oldu' dediler. Süraka ise bu sözleri duyunca 'Vallahi ben sizin Bedir'e gittiğinizi duymadım. Fakat bozguna uğradığınızı işittim' dedi.
Anlaşılan o ki; Süraka sandıkları kişi, İblis, süvarileri kılığındakiler de İblis'in yardımcıları olan şeytanlardı. Süraka bir zaman sonra müslüman olduğunda bu olayı müslümanlarla kouşmuş, şeytanın bir oyunu olduğuna kanaat getirmişlerdi.
Belagat
✽ 'Onlardan bir taifeyi koparıp ayırsın لِيَقْطَعَ طَرَفاً' kolunu kesmek, bir kısmını bölmek anlamında istiaredir. Kesilen şey bütünden ayrılır, eskisi gibi olmaz. Canlı doku kesilirken acı hisseder, kanar. Kafir ordusu da dağılıp, bölünürlerken acı çeker, bir daha toparlanamazlar.
✽ 'Onları perişan etsin يَكْبِتَ' fiili de lugatta bastırmak, zabtetmek, öfkesini sinirini içine atmak, sert ve aşağılayarak reddetmek, çevirmek, vazgeçirmek, utandırıp zelil etmek, tutmak, men etmek, ciğerleri hun eylemek, anlamındadır, istiaredir. İnsanın hastalanınca oksijen deposu olan ciğerleri, artık hava sağlayamaz. Sürekli bir iç acısı çeker, zorlanır. Nefes alamayınca hayatı sona erer. Savaşta hezimete uğrayınca, sevilenlerin kaybedilmesi, umudu yitirmeye, iç acısına yol açar. Yenilenler sürekli içlerinde sıkıntı duyacak, hep daralacaklardır. Ciğeri hasta insanın nefes alamaması gibi, bu acıyı yaşayanlar da hep umutsuzluk çekerler.
✽ 'Onları perişan etsin يَكْبِتَ ev يَقْطَعَ koparıp ayırsın' fiilleri arasında muraat-ı nazır vardır.