İman edenler faiz yemekten kesinlikle men edilmişlerdir. Şöyle böyle bahanelerle, tutarsız, geçersiz delillerle bu yasağı sulandırmaya kimsenin hakkı yoktur. Zaten sonucu da ne menem iş olduğunu ortaya koyuyor.
Gözünü hırs bürümüş insan bile bile, göz göre göre faize, miraçtaki görüntüsüyle kan gölüne dalıyor. Alanı da yıkıyor, vereni de...
كَأنَّ الْحَرَامَ نَارٌ 'Haram sanki ateştir' hadis-i şerifi mucibince faiz gönüller yakıyor, haneler, hanlar, hanumanlar yakıyor. Karıştığı helali de alıp götürüyor. Tertemiz çocukların kursağına haram girince, din iman sevgisi, Allah korkusu, itaat, saygı, şefkat, merhamet diye bir şey kalmıyor. Helal kapıları kapanıp, haram kapıları açılıyor.
Artık namaz, niyaz, ilim, irfan hak getire... Eğlence, cümbüş, sigara, uyuşturucu, içki, kumar... Kendileri büyüdükçe günah boyutları genişliyor. Haram gıda, haram iş, haram düşünce, nefs-i hevaya, kepaze dünyaya dalmak, melun şeytana esir olmak kaçınılmaz oluyor.
Önceki ayetlerle münasebeti
Uhud savaşı, müşrikler tarafından Bedir'de öldürülen liderlerinin ve yakınlarının intikamını almak maksadıyla çıkarılmıştı. Müşrikler, bu savaşa iyi hazırlanabilmek için askerlerine bol miktarda mal sarfetmişler, sarfettikleri bu malı da riba ile kazanmışlardı. Müslümanlar da ganimet hevesine kapıldıkları için bu savaşta mağlûb olmuşlardı. Aynı şey müslümanların da aklına gelmesin, riba yolu ile kazanç sağlayıp ordu kurmayı düşünmesinler diye Allahu Tealâ, ribayı haram kılan bu âyeti indirmiştir.
Ayetler arasındaki diğer bir bağlantı yönü, Allah'ın emir ve nehiylerine uymamaları hallerinde, müslümanların başlarına gelebilecek felâketleri gözler önüne sermek ve bu vesileyle onları uyarmaktır. Müslümanlar, Bedir savaşında, gerek sayı yönünden ve gerekse silâh ve teçhizat yönünden çok zayıf olmalarına rağmen, takvaları, Allah'ın emir ve nehiylerine uymaları sayesinde ilâhi yardıma mazhar olmuşlar ve büyük bir zafer kazanmışlardı. Uhud'da ise, ganimet hırsına kapılarak emir ve nehiylere uymamanın cezasına uğramışlar, müşrikler karşısında mağlûb olmuşlardı. Bedir, sabır ve takvanın zafer simgesi, Uhud ise, sabrını yitirmiş, takvadan uzaklaşmış bir askerin mağlubiyet belgesi olmuştu. İşte bundan sonra Allahu Ta'âlâ yahudîlerin ve onları taklîd eden müşriklerin kötü amellerinden biri olan ribayı zikretmiş ve müslümanlara bunu haram kılmıştır.
Ey iman edenler, kat kat arttırılmış faizi yemeyin.
Ayet-i kerime, mü'minleri faizden nefret ettirmek için, dört defa kuvvetle vurgulamıştır: "Allah'a karşı gelmekten sakının. Ateşten korkun. Allah'a itaat edin. Resulullah'a uyun. Bütün bunlarda kurtuluş, ateşten korunma ve rahmet vardır."
Faizin sözlük anlamı "artış" demektir. Faiz iki türlüdür: Riba'elfadl ve Riba'en-nesi'e. Fadl: Altın, gümüş, buğday, arpa, hurma ve tuzda olur. Aynı cinslerin (altına altın veya buğdaya buğdayın) alımsatımında fazlalık haramdır. Bir kilo yeni hurmanın, bir buçuk kilo eski hurmaya satılması yahut bir tas Amerikan buğdayına karşılık bir buçuk veya iki tas yerli buğday verilmesi gibi. Nesi'e ise; Kişinin, belli bir süreye kadar borcu vardır. Süre dolar, borcunu ödemeye imkân bulamaz. Alacaklıya: "Biraz daha süre tanı ve borca ilâvede bulun!" der.
'Kat kat yemeyin' ifadesi faizin bir veya iki katı helaldir anlamına gelmez. Faizin bin katı da, bir katı da haramdır. Cahiliyye döneminde alacaklı borçludan alacağını erteler, buna karşılık alacağına ilâve ederdi. Daha sonra, bu ikinci ödeme zamanı gelince, aynı şeyi yapardı. Bu iş, pekçok kereler yapılır, sonunda borç birkaç katına çıkardı. Alacaklı, yüz dirheme mukabil, onun kat kat fazlasını alırdı.
Faiz yemeyin; tağlip ve cüz-kül alakası ile faiz almak yerine, 'Yemek' fiili kullanılmıştır.
Faiz bereketi yok eder, faizci ırz, kıymet ve değer gibi şeylerin tamamını kaybeder. İnsanların nezdinde yerilir, kötü bir kimse olur. Adaleti düşer, emaneti yok olur. Kalbi katılaşır, fasık olur.
Allahu Teala bu ayetle faiz yasağını bir daha pekiştirmektedir. Bu pekiştirmenin amacı ise, müminlerin birbirini sevmesi, bu sevgiye götüren, karşılıklı dayanışma ve merhamete erişmeleridir. Çünkü müminlere sevgi, saadetin esasıdır. Ahirette bu yolla Allah'ın rızasına ve cennete nail olunur.
Allah faiz alan kimsenin sadakasını, cihadını, haccını, namazını hiçbir ibadetini kabul etmez.
Faizde yetmiş iki günah vardır. En küçüğü kişinin Müslüman iken annesiyle zina etmesi gibidir.
Faiz hırsa sebeptir. Hırs cehennem derekelerinden bir derekedir.
Te'vilâtı'n Necmiyye
Faizin haramlığındaki hikmetler
• Faiz; parayı vasıta olmaktan çıkarır, onu kademeli biçimde gaye haline getirir. Para gayesi ve hedefi altında, ne kadar güzel ahlâk, fazilet, yararlı örf ve âdet varsa çiğnenir.
• Sadece maddî karşılık beklenerek iyilik yapılmasını ölçü alır.Allah rızası için yapılan iyilik ve hayırları felce uğratır.
• Orta tabakanın kalkmasını, küçük esnafın daha da ezilmesini hızlandırır. Toplumda dengeyi bozar.
• Yeni yetişen nesle, çalışıp alın teriyle, el emeğiyle para kazanmanın fazîleti aşılanacağı yerde, faize para yatırmanın hevesi işlenmiş olur. Maddeci bir nesil yetişir.
• Âhiret inancını yıkar, Allah huzurunda hesap verme sorumluluğunu siler. Hayatı bir bakıma yeme, içme, uyuma ve bazı zevkleri yerine getirme gibi basit ölçülere bağlar. Dünyaya gelmenin başka bir amacı olmadığını telkin eder.
• Ölü yatırımı yaygınlaştırır. Çalışmadan, çalışanın emeğinden geçinmenin verdiği uyuşukluk ve hareketsizliği sâri bir hastalık haline getirir.
• Yakın dostlar arasındaki bağların kopmasına neden olur. Akrabalığın da, dostluğun da gerçek anlamı kalmaz.Günümüzde bu sayılanların hepsi belirgin hale gelmiş ve sosyal yapıyı kemirerek, manevî bağların kopması sonucunu doğurmuştur. Başka neden aramaya ne hacet!
Allah'tan korkun ki, felaha eresiniz.
Faiz yemek felaha manidir, faiz yememek, felah, kurtuluş takva iledir. Faiz, mutluluğu ve felahı engeller. Faiz toplumun asaletini bozduğundan, ekonomik savaşa sebep olmaktadır. Faizciler, toplumun erdemini yok edip, insanları mutsuzluk çukuruna atmaktadırlar.
Mutluluğa götüren dinamiklerin başında faizi terk etmek yer alır.
Takva; günahtan sakınmak
Allah korkusu (takva) olmadıkça cehennemden korunmak mümkün değildir. Gerçek anlamda korunmak, ancak Allah’ın emirlerini yerine getirerek, yasaklarından da kaçınarak gerçekleşir. Büyük küçük ayrımı yapmaksızın her günahtan sakınmalı ve başkalarını da sakındırmaya ve günahlarını terk ettirmeye çalışmalıdır. Allah’ın yasaklarından birini çiğneyen, emirlerinden birine aykırı davranan kimse, Allah’tan korunmamış, Allah’ın azabıyla kendi arasına bir kalkan koymamış, Allah’ı bir koruyucu olarak tanımamış ve kendisini tehlikeye atmış demektir.
Dünya harap, sonu topraktır. Üç günlük ömür için ebedi hayatı mahvetmek akıl kârı değildir. Ömür nefeslerimizin incilerini O’nun taatinde parlatmalıyız. İmansız ölen gözlere kabir, azap parmaklarını sokacaktır. O halde kâr imanda, takvada, Allah emrinde geçecek bir ömürdedir.
✽ ✽ ✽
✧Üç şey vardır ki beni güldürecek derecede hayrette bırakır:
1- Ölüm kendisini aradığı halde dünyayı isteyen kimse
2- Kendisinden gaflet edilmediği halde kendisi gaflette olan
3- Rabbinin kendisinden razı olup olmadığını bilmediği halde çok gülen kimse.
Selman-ı Farisi
✧ Kendisiyle Allah arasındaki muameleyi takva ve murakabe ile güçlendirmeyenler keşif ve müşahedeye ulaşamazlar.
Nefis, insanın içinde bulanık bir su gibidir, daha doğrusu bir felaket batağıdır. O batağa düşen kolay kolay çıkıp kurtulamaz, meğer ki Hüda’dan inayet yetişe. Nefis batağını kurutup onu gülistan haline getirmenin yolu takva ve veradır.
✧ Kul, Allah korkusundan dolayı ürperdiğinde, kuruyan ağaç yaprakları döküldüğü gibi günahları dökülür.
Hadis-i Şerif
✧ Hayatın zevkini ve lezzetini isterseniz, hayatınızı iman ile hayatlandırınız, farzlarla zinetleyiniz, takva ile koruyunuz.
Said Nursi
✧ Takvâdan, Allah'tan korkup haramlardan sakınmaktan daha üstün azık yoktur. Susmaktan güzel şey yoktur. Bilgisizlikten zararlı düşman yoktur. Yalandan büyük hastalık yoktur.
✧ Hz. Adem vefatından bir gün önce oğlu Şit (as)’a: ‘Sen benden sonra halifesin. Vazifeni takva üzere yürüt’ buyurdu.
✧ Günahları terk edenin kalbi incelir.
✧ Hiç kimse dünyada ve ahirette kendisini utandıracak şeylerden uzak bulunmadıkça takva makamına ulaşamaz.
Ömer b. Abdülaziz
✧ Takva sahibinin diline gem vurulmuştur.
Ömer b. Abdülaziz
✧ Ey insanlar, Allah (cc)’tan korkun! Çünkü Allah korkusu her şeyin yerine geçer ve hiçbir şey onun yerini tutmaz.
Ömer b. Abdülaziz
✧ Korku hali devam ettikçe insanlar doğru yoldadır. Korku ortadan kalkınca yoldan saparlar.
Zünnun-ı Mısri
✧ Günah işlememeye azim ve sabır sayesinde hikmet sahibi oldum.
Hz. Hızır aleyhisselam
✧ Kuran’ı Kerim’deki ayetler, takvanın insana şu onbeş hasleti kazandırdığını gösterir:
• Hidayet
• Nusret
• Velayet
• Muhabbet
• Mağfiret
• Bütün dertlerden kurtulmak
• Beklenmedik taraftan rızıklanmak
• İşlerde kolaylık
• Günahın affedilmesi
• Büyük ecirlere kavuşmak
• Amellerin kabulü
• Kurtuluşa ermek
• Müjdeye nail olmak
• Cennette hususi bir makam sahibi olmak
• Cehennemden kurtuluş